mercan kızın efsanesi
mercan kızın efsanesi

MERCAN KIZ EFSANESİ

Bir varmış, bir yokmuş. Mercan adında bir kız varmış. Mercan’ın annesi ve babası çok yaşlılarmış. Mercan günün beş vaktini hep kılarmış. Evlerinin yanındaki dereden her gün beş defa su getirmeye gidermiş. O suyla da abdestini alırmış. Dereden aldığı suyun içinden beş parmak çıkmış. O beş parmak, kıza:

-Kul başına, toprak başına, taş başına! Yedi yıl, yedi ay, yedi gün hep mezarlığa hizmet edeceksin, demişler.

Bir bayram günü köyün kızları toplanıp bir mağarada çiğköfte yoğurmaya gitmişler. Mercan birden mağaranın dışına fırlamış. Diğer kızlar Mercan’ın ne kadar şımarık bir kız olduğunu düşünmüşler. Bazıları da bu düşüncelerini sesli olarak dile getirmişler. Bunu duyan Mercan, mağaranın içinden korkuyorum. O yen dışarıya çıktım, demiş. Sonra bütün kızlar dışarıya çıkmışlar. Mercan da mağaranın arka taraflarına gitmiş. Birden mağaranın kapısı kapanmış. Mercan dışarı çıkamamış. Birden mağaranın içinde bir mezarlık belirmiş ve yanında da dere akıyormuş. Mercan, gece gündüz demeden o mezarlığı temizlemiş, bakımını yapmış, hizmet etmiş. Yedi yıl, yedi ay böyle devam etmiş. Yedi gün kalmış. O anda Mercan’ın yanından bir Çingene geçmiş ve Mercan’a:

-Arkadaşlığımı kabul eder misin? Diye sormuş.

Mercan bu teklifi kabul etmiş ve Çingene, sen otur ben senin yerine hizmet etmeye devam ederim, demiş. Yedi gün Çingene o mezarlığa hizmet etmiş. Yedi gün tamamlandığında mezarın içinden bir ses gelmiş.

-Korkmayın, ben geldim, demiş.

Sonrasında mezardan yakışıklı mı yakışıklı bir delikanlı çıkmış. Yakışıklı delikanlı,

-Kim mezarımı temizledi, kim bana hizmet etti, diye sormuş.

Çingene:

-Ben temizledim, demiş.

Mercan utanmış ve kendisinin hizmet ettiğini söyleyememiş. Yakışıklı genç hizmet edenle evleneceğim demiş ve çingeneyle evlenmek için düğün hazırlıkları yapılmış. Yakışıklı delikanlı Çingene’ye: “Mercan senin neyin oluyor?” diye sormuş. Çingene:”Mercan benim hizmetçimdir.” Demiş. Yakışıklı genç, Mercan’a

-Dile benden ne dilersen, demiş.

Mercan:

-Bir bıçak, bir mücevher, bir de ip isterim demiş.

Çingene ve yakışıklı genç eve dönmüşler. Mercan hep çalı çırpı topluyormuş. Onlar Mercan’a bir oyuncak bebek almışlar. Mercan oyuncak bebeğe:

-Ben yedi yıl, yedi ay mezara hizmet ettim. Yedi günüm kaldı. Çingene yedi günümü benden aldı.

Mercan kederden canına kıymaya kalkışmış. O anda bebek dile gelmiş:

-Kendini öldürme, demiş.

Mercan eve geri dönmüş ve uyumuş. Sabah olunca tekrar çalı çırpı toplamaya çıkmış. Yine ağlamaya başlamış ve oyuncak bebeğe:

-Kendimi öldüreyim mi, diye sormuş.

Oyuncak Bebek:

-Kendini vurma, demiş.

Akşam olunca eve gelmiş ve uyumuş. Sabah yine çalı çırpı toplamaya gitmiş ve yine ağlamış. Yanındaki bıçağa ve mücevhere,

-Kendimi vurayım mı, demiş.

Onlar:

-Vur, demişler.

Yakışıklı genç bu arada Mercan’ı gizlice dinliyormuş. Mercan:

-Ben 7 yıl 7 ay hizmet ettim. 7 günde Çingene hizmet etti ve genci benden aldı, demiş.

Yakışıklı genç bunların hepsini duymuş ve saklandığı yerden çıkmış. Mercan tam bıçağı kendine saplayacakken elinden tutmuş ve bıçağı almış. Mercan’ı kurtarmış. Mercan’ı alıp eve götürmüş. Bunu gören Çingene çok kızmış. Yakışıklı genç, bir atı susuz birini de aç bırakmış. Çingenenin iki ayağını atlara bağlamış. Sonra bir ata su diğerine de yem göstermiş. İkisi de aynı anda koşunda Çingene ortadan ikiye ayrılmış. Mercan ve Yakışıklı genç evlenmişler. İki çocukları olmuş. Mercan bir gün annesini ve babasını çok özlediğini söyleyerek onları ziyarete gitmeleri gerektiğini söylemiş. Yolculuğa çıkmışlar. Bir ağacın gölgesinde serinlemişler. Onlar gölgede yemek yerken iki Yusuftutan kuşu ağaca konmuş. Kuşlar dile gelmiş ve Mercan’a

-Sen gittiğinden beri annen ve baban yaşıyorlar ancak ikisi de kör oldu, demişler.

Tüylerinden iki tanesini Mercan’a vermişler.

-Eve gittiğinde annenin ve babanın gözlerine bunları sür demişler.

Yola çıkmışlar ve acıktıklarında bir bahçede yemek yemişler. Mercan:

-Acaba bu bağın içinde üzüm yok mu, demiş.

Bağın sahibi gelerek:

-Mercan gittiğinden beri bu bağda üzüm yetişmez oldu.

Mercan besmele çekmiş ve bağ üzümle dolmuş. Biraz daha yol aldıklarında bir sürü koyun görmüşler. Mercan, çobana:

Yavrularıma biraz süt verir misin, demiş.

Çoban:

-Mercan gittiğinden beri koyunlar süt vermez oldu, demiş.

Mercan besmele çekmiş ve koyunlar süt vermeye başlamış. Eve vardıklarında Mercan, kuş tüylerini annesinin ve babasının gözlerine sürmüş. Gözleri açılmış ve hep beraber mutlu mesut yaşamışlar.

(fotokaynak:www.efsane.net)

Mercan Kızın EfsanesiUrfa KültürüHalk Edebiyatıçirok,şanlıurfa efsaneleri,şanlıurfa kültürü,urfa edebiyatı,urfa efsaneleri,urfa halk hikayeleri,urfa kültürüMERCAN KIZ EFSANESİ Bir varmış, bir yokmuş. Mercan adında bir kız varmış. Mercan’ın annesi ve babası çok yaşlılarmış. Mercan günün beş vaktini hep kılarmış. Evlerinin yanındaki dereden her gün beş defa su getirmeye gidermiş. O suyla da abdestini alırmış. Dereden aldığı suyun içinden beş parmak çıkmış. O beş parmak, kıza: -Kul...
Paylaş: